1 günde gerçekleşen dilek duası / Etkisini hayırlısıyla gördüğümüz dilek dualarımız | Page 2 | Kadınlar Kulübü - Kadın Sitesi

1 Günde Gerçekleşen Dilek Duası

1 günde gerçekleşen dilek duası

İnşirah suresi, İnşirah suresinin anlamı, yazılışı, tefsiri ile okunuşu, Elem neşrah leke sûresi

İnşirah Suresi ezberle

İnşirah Suresi Arapça Okunuşu

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ﴿٣﴾وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ﴿٧﴾وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ﴿٨﴾

İnşirah Suresi Okunuşu

-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

1- Elem neşrah leke sadrâk.

2- Ve vada’nâ ’anke vizrâk.

3- Elleziy enkada zahrâk.

4- Ve refa’nâ leke zikrâk.

5- Feinne me’al’usri yusrâ.

6- İnne me’al’usri yusrâ.

7- Feizâ ferağte fensab.

8- Ve ila Rabbike ferğab.

İnşirah Suresinin Anlamı, Meali

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?

2-3 Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?

4- Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?

5-6 Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.

7-8 Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.

İnşirah Sûresi okunuşu ve anlamı

İnşirah Suresi Tefsiri

Hakkında

Mekke döneminde inmiştir. 8 âyettir. İnşirah, açılmak, genişlemek demektir.

Nuzül

Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ sûresinden sonra, Asr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

Konusu

Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.

İnşirah Suresi Arapça yazılışı ve Türkçe okunuşu

İnşirah suresi Arapça yazılışı ve okunuşu

Tefsiri

“Senin kalbini açıp genişletmedik mi?” diye çevirdiğimiz 1. âyetteki “şerh-i sadr” kavramını Râgıb el-İsfahânî, “kalbin ilâhî bir nur ile Allah tarafından bir huzur ve sükûnet, bir rahatlık ile genişletilmesi” şeklinde açıklamıştır (el-Müfredât, “şrh” md.). Hz. Peygamber’in kalbinin açılıp genişletilmesi ifadesini, Zümer sûresinin 22. âyeti de dikkate alındığında, onun beşerî idrak kapasitesinin vahiy ile arttırıldığına ve âzami seviyeye çıkarıldığına işaret olarak anlamak uygun olur. Ayrıca müfessirler bunu, ona indirilen vahyi anlaması, koruması ve peygamberlik görevini yerine getirebilmesi için kendisine verilmiş olan zihin açıklığı, mâneviyat yüksekliği gibi mânalarla da açıklamışlardır. Bazı müfessirler ise Duhâ sûresinin devamı mahiyetinde olan bu âyetlerde, bir süre ara verilmiş olan vahyin yeniden başlamasıyla Hz. Peygamber’in mâneviyatının güçlendirildiğine değinildiği kanaatindedir.

2 ve 3. âyetlerde, Resûlullah’ın belini büktüğü bildirilen “yükün kaldırılması”ndan maksadın ne olduğu konusunda yapılan açıklamalar içinde (bk. Râzî, XXXII, 4-5) en zayıf olanı “günahlarının, hatalarının bağışlanmış olması” şeklindeki yorumdur. Çünkü onun Câhiliye döneminde puta tapmadığı bilinmektedir, herhangi bir günah işlediği de sabit değildir. Esasen İslâm tebliğ edilmeden onun yasaklarını çiğnemenin günah olduğundan da söz edilemez. İslâm’dan sonra bazı ictihad hataları olmuşsa bunlar da –miktarı az olsa bile– ecir ve sevap vesilesidir. Çünkü isabetli ictihada on, isabetsiz ictihada bir sevap vardır (Buhârî, “İ‘tisâm”, 13, 21; Müslim, “Akziye”, 15; ayrıca bk. Tevbe 9/43; Fetih 48/2). Bize göre Allah’ın bir lutuf olarak onun omuzlarından kaldırdığı yük iki şekilde açıklanabilir:

  1. a) Arasında yaşadığı topluluğun inanç ve ahlâk yönünden içine düştüğü durumdan dolayı duyduğu ıstırabın İslâm sayesinde kaldırılması;
  2. b) Bâtıla karşı verdiği çetin mücadelede birçok ilâhî destek ve inayete mazhar kılınması.

Hz. Peygamber’in “adının ve sanının yüceltilmesi”ne müfessirler, Resûlullah’ın adının mukaddes kitaplarda zikredilmesini ve geleceğinin müjdelenmesini, kelime-i şehâdette onun isminin Allah’ın ismiyle birlikte yer almasını, gökyüzünde melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmasını, Kur’an’da Allah’a itaatle birlikte ona da itaat edilmesinin emredilmesini örnek gösterirler (bk. Şevkânî, V, 542). Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olması da (bk. Enbiyâ 21/107) onun şanının yüceltildiğini ifade eder. Ayrıca bu âyeti, ileride Resûlullah’ın isminin ve tebliğ ettiği dinin bütün dünyada tanınıp yayılacağını bildiren bir müjde olarak anlamak da mümkündür. Yine, Kur’an’da onun müstesna niteliklerini, Allah katındaki konumu ve değerini açıklayan âyetler de bu bağlamda “adını sanını yüceltme” olarak değerlendirilebilir.

Hz. Peygamber ve arkadaşları Mekke döneminde müşriklerin giderek değişik şekildeki işkencelere kadar varan baskılarından acı çekiyorlardı. Bu durum hem peygamberi hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah resulünü ve müminleri teselli edip gönüllerini rahatlatmak için bu âyetleri indirerek sıkıntılardan sonra ferahlığın ve başarının geleceğini müjdelemiştir. Rivayete göre bu sûre inince Hz. Peygamber, 5 ve 6. âyetlerde güçlüğün yanında kolaylığın da bulunacağının iki defa zikredilmesini göz önüne alarak, kendisine inananlara, “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir güçlük iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştu (Muvatta’, “Cihâd”, 6; Taberî, XXX, 151).

Oldukça muhtasar ve değişik şekillerde açıklanmaya elverişli olan “O halde önemli bir işi bitirince diğerine koyul” meâlindeki 7. âyetle ilgili olarak çok farklı yorumlar yapılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXX, 152; Râzî, XXXII, 7). Bize göre İbn Âşûr’un, âyeti herhangi bir özel iş ve ibadetle sınırlamadan, “Önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönel ki böylece bütün vakitlerini önemli işlerle değerlendirmiş olasın” şeklindeki açıklaması isabetli görünmektedir (XXX, 416-417). Bu yoruma göre âyette Resûlullah’a ve onun şahsında müslümanlara bütün vakitlerini hayırlı ve yararlı faaliyetlerle değerlendirmeleri, ibadet, dua, tebliğ ve irşad gibi dinî faaliyetlerin de; çalışma, üretme, öğrenme-öğretme, yardımlaşma ve dayanışma gibi dünyevî faaliyetlerin de hakkını vermeleri emredilmiştir. Son âyette ise kişinin, gerek çalışmasında gerekse ibadetinde yalnız Allah’a yönelmesi, her işini öncelikle O’nun rızasını gözeterek yapması, ne diliyorsa O’ndan dilemesi, ne istiyorsa O’ndan istemesi emredilmiştir.

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:643-644

Park Soo Ryun nasıl öldü? Park Soo Ryun filmleri, dizileri… Park Soo Ryun kimdir?

Güney Koreli genç oyuncu Park Soo Ryun, geçirdiği kaza sonrasında hastaneye kaldırıldı. Talihsiz oyuncu tedavi gördüğü hastanede öldü. 29 yaşındaki oyuncu doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılmayarak hayata gözlerini yumdu. Ölümünün ardından Ryun’un ailesi aldığı zor bir kararla oyuncunun tüm organlarını bağışladı. Acı haberi alan hayranları üzülse de Ryun’un filmleri ve dizileri merak konusu oldu. Güzel oyuncuyu tanımayanlar ise biyografisini araştırmaya başladı. İşte, Park Soo Ryun nasıl öldü? Park Soo Ryun filmleri, dizileri… Park Soo Ryun kimdir? Sorularının yanıtı…

PARK SOO RYUN NASIL ÖLDÜ?

Güney Koreli oyuncu Park Soo Ryun merdivenlerden düşerek öldü. Kaldırıldığı hastanede bir süre tedavi gören 29 yaşındaki genç oyuncu, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Güney Kore dizi ve filmlerinin dikkat çeken isimlerinden Ryun, 11 Haziran’da evine döndüğü sırada merdivenlerden düşmüştü.

Park Soo Ryun nasıl öldü? Park Soo Ryun filmleri, dizileri… Park Soo Ryun kimdir?

Ryun’un ailesi ise genç oyuncunun tüm organlarını bağışlama kararı aldı.

PARK SOO RYUN FİLMLERİ, DİZİLERİ

2018 yılında Il Tenore müzikali ile çıkış yakalayan Park Soo Ryun, kariyer basamaklarını tek tek tırmandı. Ryun kariyerindeki en büyük çıkışı ise Jung Hae-in ve Blackpink Jisoo ile birlikte rol aldığı K-Drama dizisi Raindrop ile yaptı. Kariyerindeki ilk ve tek K-Draması olan Raindrop ile tanınan Ryun, hayranları tarafından çok seviliyordu.

PARK SOO RYUN KİMDİR?

Park Soo Ryun, 2 Mayıs 1994'te Güney Kore, Suwon'da doğdu. Güney Kore vatandaşıdır ve Kore kökenlidir. Boğa burcu olan Park Soo Ryun, Güney Kore'de yaşayan 29 yaşında bir aktristi. 

Sual: Evlenmek isteyen, çocuğu olmayan, bir hastalığı olan, evinde geçimi olmayan veya imtihana girmek isteyen yahut iş arayan kimse, muradının hâsıl olması için ne yapmalıdır?
CEVAP
İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, kötü mü olacağını bilemez. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, (Hayırlıysa olsun) demeli. Kur’an-ı kerim ve dua, şartları gözetilerek okunursa, fayda verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, dileklere devadır. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruyor. Çocuğu olmayan, evlenmek isteyen veya herhangi bir dileği olan şunları yapmalıdır:
1- İstigfar okumalı. (Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım?) diyen kişiye, bir sahabi istigfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istigfar okudu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikâyette bulunuldu. Hepsine de istigfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç âyet-i kerime okudu. Meali şöyle:
(Çok affedici olan Rabbinize istigfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullarla yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10–12

Çocuklarını idarede sıkıntı çeken kişiye Peygamber efendimiz, (Neden istigfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istigfar ederim) buyurmuştur. İstigfar edileceği zaman yüz defa (Estagfirullah min külli mâ kerihallah, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli. Manası şöyledir:
(Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru! Kendisinden başka ilah bulunmayan Hay, Kayyum ve Azîm olan Allah’a istigfar eder ve günahlarıma pişman olup O’na sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde; Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan; Kayyum, zatıyla kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]

2- Dileğine kavuşmak için, iki rekât namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife)

Sabah ve yatsı namazından sonra Silsile-i aliyye’nin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.

3- Ayât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hâsıl olur.

4- Adakta bulunmalı. Mesela, (Şununla evlenirsem veya şu işim olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.

5- Duayı izinli okunmalı! Bir hacetin hâsıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, mürşid-i kâmilin izniyle okumalı. Vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, mürşidin okuması gibi tesirli olur.

6- Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Güzel bir abdest al! Sonra, “Yâ Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam, seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!”) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. (Tirmizi)
Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.

7- Abdülehad Serhendi hazretleri buyuruyor ki:
(70 kere, “Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir”okuyup da dua eden, ne isterse istesin, Cenâb-ı Hak duasını kabul eder ve ne muradı varsa verir.)

Tek tek 70 kere okunmaz. Tamamı okunup başa dönülür, bu şekilde, tamamı 70 kere okunur. Allah rızası için okumalı. Bir seferde 70 defa okumalı, 71 olsa olmaz, yanına başka isim konsa olmaz, bu bir şifredir. İsm-i a’zam, ism-i Celal, Esma-ül Hüsna’dır. Her namazdan sonra okuyana ne mutlu! Hiç olmazsa günde bir defa okumalı. Dilek için kırk gün kadar okumalıdır.

Bu konuda başka bir kavilde şöyledir:
Cuma günü İkindiden sonra, seccade üzerinde elinden geldiği kadar (Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahîm, yâ Kavî, yâ Kâdir) deyip, sonra dua etmelidir. (İslam Ahlakı)

8- Bir dileğe bir murada kavuşmak için, (Salâten tüncînâ) okumalıdır. (İslam Ahlakı)
(Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî’il ehvâl-i vel-âfât ve takdî lenâ bihâ cemî’al hâcât ve tütahhirünâ bihâ min cemi’isseyyiât ve terfe’unâ bihâ a’ledderecât ve tübelligunâ bihâ akselgâyât min cemî’il hayrât-i fil hayâti ve ba’del-memât.)

Böyle sayı bildirilmeyen duaları bir kere okumak yeter. 3,7 veya 40 kere okumak daha iyi olur.

9- Enes bin Malik ve Ali bin Ebi Talib “radıyallahü teâlâ anhüma”, Resulullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ’den rivayet ederler. Buyurdular ki:
(Allahü teâlâdan dünyaya veya âhirete ait bir isteği olan kimse, gece kalkıp, gusül edip veya abdest alıp, iki rekat namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç kere İhlas okusa, selamdan sonra başını secdeye koyup, Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık “radıyallahü anh” hürmetine yerine getir, diye dua etse; Allahü teâlâ, Ebu Bekr-i Sıddık hürmetine isteğini verir.) [Menakıb-ı cihar yar-i Güzin]

10- Hacet namazı kılınmalıdır. Hacet namazı birkaç şekilde kılınır:
a- Eshab-ı kiramdan Osman bin Huneyf hazretleri anlatır: Gözleri görmeyen bir kimse, gözlerinin açılması için Resulullaha ricada bulundu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Abdest al, iki rekât namaz kıl ve şöyle dua et: “Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahmeti.” Sonra, gözlerinin açılması için, “Yâ Rabbi, Resulünün hürmeti için gözlerimi aç!” diye dua et!) [Nesaî]

O kişinin, namaz kılıp dua ettikten sonra, gözlerinin açıldığını gördük. (Tergib)

b- Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allah’tan veya insanlardan bir isteği bulunan, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılsın! Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resulüne salevat getirip, şu duayı okusun!
(Lâ ilâhe illâllah-ül-halîm-ül-kerîm. Sübhânallahi Rabb-il-arş-il-azîm. Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Es’elüke mûcibâti rahmetike ve azâimi mağfiretike vel ganîmete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda’ lî zenben illâ gafertehü velâ hemmen illâ ferrectehü velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhâmerrâhimîn.) [Halebî] [Duanın orijinali için tıklayınız.]

Hacet namazı iki, dört veya on iki rekât olarak kılınır. Birinci rekâtta Fatiha ve üç Âyet-el kürsi okunur, diğer rekâtlarda Fatihayla birer kere İhlâs ve Muavvizeteyn [iki kul e’ûzü] okunur. Yahut her rekâtta Fatiha, Âyet-el-kürsi ve İhlâs okunur.

c- Bir başka hacet namazı da şöyle:
Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rekât namaz kılınır. Birinci rekâtta bir Fatiha, üç Âyet-el-kürsi okunur. İkinci rekâtta Fatihadan sonra üç İhlâs ve Muavvizeteyn [yani iki kul e’ûzü] okunur. Üçüncü rekâtta ilk rekâtta okunanlar okunur. Dördüncü rekâtta ise ikinci rekâtta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmad-ül-islam)

Türkçe olarak şöyle dua etmek de olur:
(Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!)

Bu duayı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuşlardır. Bu duaları bir kere okuyup bırakmamalı. Kırk gün ve daha fazla kadar devam etmek iyi olur.

d- Maddi veya manevi bir isteği olan kimse, gece, gusledip veya abdest alıp, iki rekât namaz kılsa, her rekâtında bir Fatiha ve üç İhlas okusa, selamdan sonra secdeye gidip, (Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık radıyallahü anh hürmetine yerine getir) diye dua etse; Allahü teâlâ, isteğini verir. (Menakıb-ı ciharı yari Güzin)

Duanın kabul olması için
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.

Önce çalışmak, sonra dua dinin esası,
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!


Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allahü teâlâdan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmeli! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Bir hadis-i şerif meali:
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebrail’e, “Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!” Facir [günahkâr] dua edince de, “Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir” buyurur.)

Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.

Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.

Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.

Yalvararak dua etmelidir.

Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

Günah işlemeyen dille dua etmelidir. Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dille dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. (Tergib-üs-salât)

Duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalı, fırsat bilmelidir!

Sual: Bir muradı, bir dileği olan kimsenin okuyacağı herhangi bir dua var mıdır?
Cevap:
Fetâvâ-i kâri-ül-hidâyede konu ile alakalı olarak deniyor ki:
“Muradı, dileği olan kimse, yatacağı zaman abdest almalı. Temiz bir örtü üzerinde oturup, üç defa salevat okumalı. Sonra, her birine Besmele çekerek on Fatiha sûresi ve sonra on bir İhlas sûresi okumalı. Sonra, üç salevat okumalı. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl olacağını, bi-iznillah rüyada görür.”

nest...

oksabron ne için kullanılır patates yardımı başvurusu adana yüzme ihtisas spor kulübü izmit doğantepe satılık arsa bir örümceğin kaç bacağı vardır