kal gelme / kal gelmek - uludağ sözlük

Kal Gelme

kal gelme

kal gelmek

  • aniden duraklamayı, kalı kalıvermeyi belirten gayet aklıevvel bir lakırdı.. gizlisi saklısı yoktur; cümle içinde, yükleme, 'kim geliyor, nereye geliyor, bunlar hangi avanak dimağdan türüyor' gibi sorular sorularak rahatça bulunabilir nitekim..

  • armagan caglayan karakterinin, baris komurcuoglu'nun sorulan bir soru karsisinda dondurulmus balık gibi kaliveren simasi icin yaptigi yorum. "ay kal geldi"

  • (bkz: sus mu geldi)

  • sanırım avrupa yakası*nda da baya sarf edilen bir kullanımmış bu.

  • (bkz: tikilerin son sozleri)

  • akıldan beşbin tane düşünce geçerken hiçbirini eyleme dönüştürememek, ağzını açıp konuşamamak, olduğu yerde kala kalmak gibi aşık olduğunu sanan veya şok geçiren insanlarda sıkça görülen bir durumdur.

  • kilitlenmek. mesela a kişisi birşey düşünmüş tam söylemek üzereyken b kişisi ona konuyla alakasız ve saçmasapan başka bir soru sorarsa a kişisine kal gelir. yani a kişisi mavi ekran verir (bkz: mavi ekran vermek)

  • basirete bağ gelmesi manasında kullanılır.

  • ilk duyduğumda bilgisayarın kitlenmesini tabir etmek için kullanıştı. şuurum kayıyordu nerdeyse, böyle katıla katıla güldüğüm azdır.

    - tam save ediyodum falan kal geldi bilgisayara.

    lakin bu alay anlamında anlaşılmasın, çok hoşuma gitti, kendim de kullanmaya başladım. hatta bişii gelmesi şeklinde şablonu alıp yenilerini üretmeye başladım.

  • (bkz: kal olmak)

  • Kal gelmek

    Avrupa Yakası dizisinde patronun şımarık ama bir o kadar da saf kızı Selin sayesinde dilimize pelesenk olmuş bir sözcüktü “kal gelmek”. Arkasından “oha falan oldum” diyerek durumu daha da pekiştirirdi. Neredeyse şaşırdığımız, anlamlandıramadığımız her durum için kullandığımız “kal gelme” hali, bir süre sonra eskimeye başladı ve dilimizden yavaş yavaş silindi. Böyledir bazı sözcükler, moda olur; ama sonra zamana yenilmekten kurtulamaz. Uzunca bir süredir kullanmadığımı, unuttuğumu ise bu sabah fark ettim.

    Sabahın esselatında haftalık yazımı yazmak için uyandığımda bir ara kendimi “elde çorap yatağın kenarında oturmuş halıya bakarken” yakaladım. Uyku ile uyanıklık arasındaki o gri alanda, gerçeklikten kopup gittiğim o anda “kal gelmişti”. Beynimle bedenim arasında bağlantının kesik olduğu o zaman diliminde ne düşündüğüm ise hala meçhul.

    Neyse ki çok çabuk toparlayıp yazının başına oturabildim. Sonra aklıma, bir Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından Merkez Bankası’nın yapmış olduğu mahcup ve utangaç açıklamayı “kız istemeye gitmiş damat oturuşunabenzetmem geldi.

    Müstakbel damat adayı oturduğu yerde 60 derecelik açı ile halıya doğru bakarken, dizleri birbirine yapışık, ayak parmak uçları yerde, topuklar hafif havada yerdeki halının desenlerini saymakla meşguldür. O kadar uzun süre halıya bakar, o kadar inceler ki önüne tezgâhı kursanız aynısını dokuyacak, ilmek atacak kıvama gelmiştir. Mahcuptur, utangaçtır

    Sen misin Merkez Bankası’nı kız istemeye giden damada benzeten; elde çorap yatağın kenarında oturmuş halıya bakarsın işte böyle dedim.

    İlk kez bir yazının başına oturduğumda ne yazacağımı bilmez bir haldeyim. Bakmayın araya PPK, Merkez Bankası sözcüklerini sıkıştırmama, daha konuyu ekonomiye bile getiremedim. Çetin Altan değilim ki “bugün canım yazı yazmak istemiyor” diyeyim.

    ***

    Bugün yılı üçüncü çeyrek büyüme verileri açıklanacak. İlk çeyrekte yüzde 5,2 ikinci çeyrekte yüzde 5,1 büyüyen ekonominin üçüncü çeyrekte yüzde 9,2 büyümesi bekleniyor. Eylül ayı Dış Ticaret Endekslerine göre ihracat birim değer endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,0, ithalat birim değer endeksi yüzde 8,9 artmıştı. Ocak-Eylül döneminde ise ihracat birim değer endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,3, ithalat birim değer endeksi yüzde 6,7 artmıştı. Bu veriyi Eylül ayı dış ticaret rakamları ile birlikte değerlendirdiğimizde şöyle bir durum ortaya çıkmıştı: İhracat yüzde 8,7 oranında artarak 11,8 milyar dolar olurken, ihracat artışının yüzde 5,5’i reel artıştan kaynaklanırken yüzde 3’ü ise fiyat artışından kaynaklanmıştı. İthalat ise yüzde 30,6 artarak 20 milyar dolar olurken artışın yüzde 19,9'u reel artıştan kaynaklanırken yüzde 8,9'u fiyat artışından kaynaklanmıştı. Bu verilerden hareketle 3. çeyrekte Net İhracatın Büyümeye Katkısının negatif ve -0,37 yüzde puan şeklinde olacağını düşünüyorum.

    TÜİK’in GSYH’yi duyurduğu anda Merkez Bankası da Ekim ayı Ödemeler Dengesi rakamlarını açıklayacak. Ekim ayında dış ticaret açığı 7,32 milyar dolar olurken, ihracat yıllık bazda yüzde 9 artarak 13,94 milyar dolar, ithalat yüzde 25 artışla 21,27 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığının yayınlamış olduğu veriler ise Ekim’de turist sayısının yüzde 22,1 artarak 2, milyon kişi olduğuna işaret etmişti. Ekim ayı Cari İşlemler Dengesi medyan tahmini 4,1 milyar dolar, ortalama tahmini ise 4,0 milyar dolar açık şeklinde. Beklentiler doğrultusunda gerçekleşmesi halinde cari açık yıllıkta 41,76 milyar dolara yükselmiş olacak ki bu seviye yılının Temmuz ayından sonraki en yüksek düzeye karşılık gelmekte. OVP’de yılı için cari işlemler açığı 39,2 milyar dolar olarak öngörülmüştü.

    Perşembe günü toplanacak PPK’dan ise faiz artırımı yönünde karar çıkması bekleniyor. TCMB tüm fonlamayı Geç Likidite Penceresine (GLP) kaydırarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini 25 baz puan artırarak yüzde 12’den yüzde 12,25’e yükseltmiş ve piyasayı tek bir faizden fonlamaya başlamıştı. Bu toplantıda daha fazla esneklik kazanmak için ilk planda GLP’yi yükseltmesi kuvvetle muhtemel olan TCMB’nin faiz koridorunun alt bandında ve yüzde 8 olan politika faizinde de bir artışa gitmesi şaşırtıcı olmaz.

    Cuma günü ise Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve İşgücü İstatistiklerini alacağız. Hazine nakit gerçekleşmeleri, bir önceki yılın Kasım ayında 7,2 milyar TL açık veren nakit dengesinin 5,6 milyar TL fazlaya döndüğüne işaret etmişti. Ocak-Kasım dönemi itibariyle bakıldığında ise yılında 30,0 milyar TL açık 39,3 milyar TL’ye yükselmişti. Ekim bütçe gerçekleşmeleri, yılında faiz dışı harcamaların hedefin önemli ölçüde üzerinde kalacağına işaret etmiş, bunun bir yansıması olarak da bütçe açığı genişlemeyi sürdürmüştü. Her ne kadar ekonomik aktivitedeki güçlü seyrin vergi gelirlerine olumlu yansıması beklense de geleneksel olarak her yılın sonuna doğru bütçe açığının yükselişe geçtiği dikkate alındığında bütçe açığının daralması olası görünmüyor.

    İstihdam ile ilgili öncü göstergelere baktığımızda Tüketici Güven Endeksi’nin alt kalemlerinden “gelecek 12 aylık dönemde işsiz sayısına ilişkin beklenti endeksi” Ağustos’ta 72,4 düzeyinden Eylül’de 70,4’e gerileyerek işsiz sayısı beklentisinde artışa işaret ederken Ekim’de hafif bir artışla 70,8’e yükselmişti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ise Eylül’de 78,1’den 78,6’ya yükselmişti. Sektörel güven endekslerine baktığımızda ise hizmet, perakende ve inşaat sektörlerinde toplam çalışan sayısı beklentisinin Ağustos’tan Eylül’e azaldığına işaret etmişti. Üçüncü çeyrekte iktisadi faaliyetin sektörler geneline yayılan güçlü seyrine karşın işgücü piyasasındaki iyileşme sınırlı kalacak gibi görünüyor.

    Yurt içindeki bu çılgın gündem, yurt dışında Çarşamba günkü Fed’in Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı ile Perşembe günkü Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) toplantıları ile tamamlanacak. Fed’in, yılın bu son toplantısında yüzde 90 olasılıkla faizleri 25 baz puan artırması, ECB’nin ise faiz oranlarında bir değişikliğe gitmemesi bekleniyor.

    ***

    Bugün canım yazı yazmak istemiyor”, “ne yazacağını bilmez halden” geldiğim yer burası. Oysa ilk iş bu haftanın gündemine baksaymışım bırakın kal gelmesini, oha falan olurmuşum.

    Güzel bir hafta dileklerimle.

    Gel Kal Bağlan


    Oscar Ödül Töreni'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görülen Robert Altman, bir film yönetmeninin görevini mükemmel bir cümleyle özetliyor: "İyi bir yönetmen birlikte çalıştığı aktörü, olmayı hayal ettiğinin ötesine taşır."

    Bugün, İnsan Kaynakları'nda hepimiz yavaş yavaş bu yönetmene dönüşüyoruz. En iyisini seçmek için yetenekleri savaştıran İnsan Kaynaklarından, en iyi yetenek için savaşan İnsan Kaynaklarına evriliyoruz. Personel Yöneticilerinden Yetenek Stratejistlerine dönüşüyoruz. İnsan Kaynağında başarılı olmanın üç temel anahtarını hep birlikte keşfediyoruz.

    GEL diyoruz yeteneğe, bize gel!
    KAL diyoruz, gitme, sen yoksan bir eksiğiz.
    BAĞLAN diyoruz. Bağlan bize, seninle birlikte başarabiliriz ancak.

    Ve yaptığımız işi yeniden tanımlıyoruz. Bir film yönetmeni için öngörülen o en zor role soyunuyoruz. Bu misyonla, bize gelen, bizimle kalan ve bize bağlanan yetenekleri hayallerinin ötesine taşımaya çabalıyoruz.
    (Tanıtım Bülteninden)



    Sayfa Sayısı:

    Baskı Yılı:


    Dili: Türkçe
    Yayınevi: Optimist

    İlk Baskı Yılı :

    Sayfa Sayısı :

    Dil : T&#;rk&#;e

    nest...

    oksabron ne için kullanılır patates yardımı başvurusu adana yüzme ihtisas spor kulübü izmit doğantepe satılık arsa bir örümceğin kaç bacağı vardır